ERKEN TANI VE ÖNEMİ

       Otizmin kesin tanısı için kullanılan belirli bir yöntem yoktur. Gözleme dayanarak ve aileden alınan bilgilere göre tanı konur. Belirtilerin tamamının bir çocukta görülmesi şart değildir. Otistik çocuklar bu davranışları hafiften ağıra değişen ölçülerde ve değişik kombinasyonlarda sergileyebilirler. Belirtilerin bazıları zaman içinde kaybolup, bazıları da yine zaman içinde ortaya çıkabilirler. Bu işaretlerden biri ya da birkaçının ortaya çıkması çocuğun çocuk psikiyatristleri ve çocuk nörologları tarafından değerlendirilmesini gerektirir.

          Otizmin bugün için bilinen tek tedavisi özel eğitimdir. Özel eğitimin amacı çocuğun ihtiyaçlarına yönelik olarak planlanmış programlarla, çocuğun gelişimsel olarak mümkün olduğunca akranları düzeyine ulaşmasını sağlamaktır. Bu çocukların erken dönemde tanınması ve uygun eğitime başlanması, hastalığın gidişatı ve ilerleyen dönemlerde karşılaşılabilecek problemlerin en aza indirgenmesi açısından çok önemlidir. Otizm tanısı genelde 3 yaşından itibaren kesin olarak konmaktadır. Fakat yapılan çalışmalar otizmin 18 aydan itibaren tanınmasını olası kılmıştır. Otizmin uyarıcı işaretlerinden birinin bile ortaya çıkması çocuğun bu alanda uzman kişilerce değerlendirilmesini gerektirir.

 Bu belirtiler şunlardır;

·        4-5. aylarda anne-babaya neşeli ses ya da gülücükle karşılık vermemek

·        8-9. aylarda karşılıklı iletişim kuramamak İşaret etmek yerine yetişkinin elini kullanarak göstermek, işaret edilen yere bakmamak,

·        12. ayda en az iki kelime ile iletişim kuramama, anne-babanın yüz ifadelerini ya da sesini taklit edememek

·        16. ayda problem çözmeye yönelik karmaşık işlemler yapamamak İki yaşında taklit oyunu oynamamak

·        36-48 ay arasında kim, nerede, niçin sorularına cevap verememek Kazanılmış becerilerin kaybedilmesi

 

 KAYNAK: Otizm Dünyası Nisan 2012